bbg – 24. hafta – son rapor ve kader anı

Kategoriler terli terli

sevgili fitellalar,

2 kere 12’şer haftadan tam 24 haftalık bbg 1 maceramızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. şaka maka birlikte 6 ayı devirdik. ki aslında bbg’nin şakaya gelir yanı yok. son derece kanırtıcı bir program. haftalık raporlarda size yeterince ağladığımı düşünüyorum. ama acısıyla, teriyle, küfürüyle 24 haftayı tamamladık. sen sus fotolar konuşsun dediğinizi duyar gibiyim. o zaman buyrunuz:

3 ocak – 1 nisan – 30 haziran

sonuç olarak genel bir daralma, sıkılaşma, özellikle kollarda ve omuzlarda kaslanma gözlemliyorum. (bi de foto çekilirken mütemadiyen yamuk durduğumu farkediyorum, yazıklar olsun!) yani üst bedendeki sonuçları daha net görebiliyorum/hissediyorum ama bacaklarda pek fark olmadı bence. dicle hocam da bbg’nin daha çok üst bedene odaklandığını doğruladı. kayla’nın bacaklar zaten çubuk kraker olduğundan varsa yoksa kol, omuz, karın. gerçi bendeniz karın konusunda da üst karın çizgisiyle yetinmişim. bi olmamış yaa! öte yandan kilo konusunda malumat veremeyeceğim zira hiç takip etmedim. pantolonlar ve çeşitli elbiseler, takip ve ölçüm araçları olarak bana yeterli geliyor.

bbg’yi tavsiye eder miyim?

valla bütün olay disiplinde bitiyor canlar. dünya tersine dönse bile o 3 bbg workout’u yapılacak. eğer bu kafaya girebilirseniz, sadece bbg’den değil seçtiğiniz her türlü egzersizden mutlaka sonuç alırsınız. ama. ama. ama. sonuçların gözle görülür olma düzeyini kesinlikle beslenmeniz belirler. nasıl olsa hayvan gibi antrenman yapıyorum diye böreğe çöreğe yumulursanız (mesela benim durumumda tatlıya hayır diyememek şeklinde vuku buluyor olay), yine belli ölçüde incelir ve kaslanırsınız ama o kasları göremezsiniz. neden? çünkü üzerlerinde börekler çörekler.

bbg’yi diz ve bel gibi spesifik bölgelerde sıkıntısı olmayan hanımkızlara tavsiye ederim. bu programda çok fazla hoplama zıplama ve beli zorlayan hareket var. ben her leg day’den sonra 2-3 gün dizlerimde hassasiyet yaşadım. sonra geçiyordu gerçi. şu anda da bir sıkıntım yok. ama devam etmeme sebeplerimden biri bu: dizlerimde geçici de olsa bu türden düzenli bir acı ve zorlanma yaşamak istemiyorum. artı, şahsen benim belimde/omurgamda bir sıkıntı yok, ama bbg’de fıtık problemleri yaşayanları zorlayacak birçok hareket var. kayla’nın özellikle karın kaslarına yönelik birtakım hareketleri doğru şekilde yaptırdığını düşünmüyorum. koskoca personal trainer’a ‘yanlış yaptırıyor’ demeyeyim ama güvenli bir şekilde yaptırmıyor bence. dikkatli olmazsanız, daha önceden gym/fitness deneyiminiz yoksa, geçmişte sizi düzelten hiçbir hoca olmamışsa sakatlara gelebilirsiniz. hah, sanırım tam da bu saydığım şeyler sizi tarif ediyorsa, fitness dünyasına kayla ile adım atan siz olmayın derim. kontrolsüz ve bilinçsiz yaparsanız -aslında her türlü aktiviteden olduğu gibi- bbg’den de yarardan çok zarar görebilirsiniz.

ama belirli bir fitness geçmişim var, sakatlığım yok, gym’e para vermek istemiyorum, ortamım müsait, programımı da ayarlarım be yau diyorsanız hiç düşünmeyin, başlayın! sonuçta haftada sadece 3 x 30  dakika süren bir çabayla manyak gibi ter atıyorsunuz, bedeniniz güçleniyor, keyfiniz yerine geliyor. bir de boğazınıza dikkat ederseniz sizin sonuçlarınız benimkilerden çok daha parlak olabilir.

peki ya bundan sonra?

ben hem sıcaklarda bu kadar aktif bir şeyler yapamayacak duruma geldiğim, hem de programın dizlerime gereksiz yük bindirdiğini düşündüğüm için burada bırakıyorum. önümüzdeki 2-3 aylık kalkınma planımda öncelikle beslenme meselesine el atmak var. daha önce bahsetmiş miydim hatırlamıyorum ama 2 aydır her salı 4. levent pazarına gidiyorum. marketlerde asla bulamadığımız cinsten tazecik sebze ve meyveler, yeşillikler, yumurta ve süt ürünleri benim için ciddi bir motivasyon kaynağı. annane gibi bez çantamı omzuma asıp bu pazara gitmek, çileğin en kokulusunu, domatesin en kırmızısını, pazının en yeşilini seçmek bende hobi haline geldi. evi yakın olanlara tavsiye ederim. sertifikalı organik değil ama kesinlikle posh bir pazar. patates soğan pazarı değil yani. kuşkonmaz da buluyorsunuz. küçük, derli toplu ve zengin seçenekli.

neyse bbg’den 4. levent pazarına nasıl bağladım acaba. haa evet, o hafta neler yemek istediğinize karar verip yiyecek alışverişine çıktığınızda, kütür kütür mevsim sebzelerini buzdolabına dizdiğinizde, ortaya kesinlikle daha renkli ve bol çeşitli menüler çıkıyor. dengeli beslenmek kolaylaşıyor. işte ben de yaz rehavetini bu şekilde geçirmek niyetindeyim. hareket cephesinde ise tango, yürüyüş, yoga, akşamüstü koşuları ve super slow HIT (high intensity training) ile idare edeceğim. HIT yöntemiyle çalışmaya başladığımda konuyla ilgili daha ayıntılı bir yazı yazarım. şu an ben de ar-ge dönemimdeyim. okumalar, dinlemeler.

bbg maceramda yorumlarıyla bana destek olan tüm okurlara çok sevgiler ve teşekkürler =) böyle zorlu bir deneye baş koyup da gerisini getirebilmek ancak burada sizlere rapor verdiğim için mümkün oldu bence. aslında dirayetsiz bi tip değilimdir ama bbg benim azim seviyem için bile oldukça kazık bir sınavdı. sizsiz geçemezdim! bugün artık kayla ile vedalaşmış olmakla birlikte, bbg ile ilgili sorularınızı cevaplamak için daima buradayım, beklerim.

bbg – 24. hafta – son rapor ve kader anı” için 10 yorum

  1. Tebrikler. Durusun duzelmis bence. Bizim sitede gym de havuz da var, ben yurumeyi tercih ediyorum.

    Pazar olayi apayri. Ben de aynen bez cantayi ve bos bir yumurta kutusunu alip gidiyorum. Birazdan cikacagim ama gevsek Egeliler henuz tezgah acmamistir diye bekliyorum.
    Bu aralar kara lahanaya taktim tekrar. Eskiden yogurtla yerdim. Intoleransimi kabullendikten sonra simdi sirke, reyhan, lahana ve bilumum yesilliklerle yasiyorum. Gece tuyama giriyor. Olucem sevgimden 🙂

    Bisiklet?

    1. gevşek egelileeeer 😀 sabırlar diliyorum speedy bacım!
      lahana aşkına rispekt. ben beyaz lahanacıyım, çiğden ince ince doğrayıp bol zeytinyağı, limon ve tuzla salatasına bayılıyorum.
      bisiklet ada’da yaşarken 3. bacağım gibiydi ama bir gece büyük tur yaparken çok kötü düştüm, (29 yaşımda!) çeneme acillerde 9 dikiş attırmayı başardım. o gün bugündür bisiklete soğuğum. aramızdaki buzları ne şekilde ve ne zaman eritiriz bilemiyorum. ada arap işgali altında, istanbul’un içi desen mıçmıç insan-bebe-hayvan-araba… nerde binicem de keyif alıcam?

  2. Ege’cim müthişsin süper görünüyorsun ama ben en çok azmin ve disiplininden dolayı tebrik ederim, bu kadar hareketli bir hayat yaşayıp haftanın 3 günü bu disiplinde spor yapabilmek büyük iş… beslenme düzeninle ilgili yazar mısın? Sevgiler:)

    1. eren’cim çok sağol. ama benim hayatıma hareketli dersek seninkine haksızlık etmiş oluruz: 2 çocuk, ev, iş, hobiler. asıl senin enerjin takdire şayan!

      beslenme düzenimi sormuşsun da zaten beslenmem epey düzensiz olduğu için karın kaslarını göremeden ayrıldık kayla’yla. 6 ayın büyük bölümünde hiçbir şeyden mahrum kalmadan yedim içtim. hep yazıyorum, sabah kahvaltılarım ve öğle yemeklerim son derece sağlıklıdır ama akşamları sapıtabiliyorum. sabah 2 yumurtayla başlayıp öğlen balık ve zeytinyağlı sebze yemeğiyle devam eden nice günüm, akşam hamburger-kola-patates ve kaymaklı ekmek kadayıfıyla son buldu. özetle: beyim beni çok kötü etkiliyor!! ama yazımda da belirttiğim gibi şu 2-3 ay menülerimi hafif tutmaya kararlıyım. yaz sonunda fotolarla belgeleyeceğim sonuçları =)

  3. ege!

    öncelikle ‘ohhh bee işte görmek istediğimiz hareketler’ diyorum.
    sonralıkla da ideal formun ben bu olduğunu düşünüyorum. yani kaslılıktan ölen, çubuk gibi vücut yerine- sıkı ama kıvrımlı vücut.

    ben de geçmiş yıllardan farklı olarak bunu istiyorum. erimek, kemiklenmek istemiyorum. ilham kaynağı insan, fotoğrafını uzuuuun uzuuun inceledim, yazdıklarını dikkatle okudum, tüm bu 6 ayda ne karalasan koşakoşa sindirdim. Lakin sanırım ben de şuan Kayla’dan azcık tırstım. Neden sürekli Kayla’yı ertelediğimi de işin içine katıştırırsak, galiba olası sakatlanmalar bana da ihtimal dahilinde görünüyor. Çünkü bellerim çünkü dizlerim.

    Ben daha ılımlı, sporda CHP duruşu olan bir akıma ilişmeliyim. Varsın karın kası çıkmasın da belimiz göbeğimiz aha şu yukarıdaki gibi hacimlensin yeter.

    Tekrar teşekkürler aktarmaların için. Sıradaki spor maceranı dört göz beş vakit namazla bekliyorum.

    1. güneş’im çok doğru bir noktaya parmak basmışsın, post’u yazarken unutmuşum: benim için de ideali bu aslında. çünkü doğal olarak kıvrımlıyım. 48 kilo olduğum zamanlarda da böyleydi bu. ki hiç şikayetim yok. doğal formatım buysa budur. kadınım, memem popom var ve bunlar için özür dileyecek değilim =)

      abs dediğin ise sabah var akşam yok. ama sakatlıklar ömür boyu. ılımlı tavrını destekliyorum. benim HIT’e yönelmemin temel sebebi de bu zaten. kendi vücut ağırlığını kullanan 4-5 hareket, çok çok yavaş bir şekilde yaparsan manyak gibi enerji harcatıyor, fakat bu arada sakatlanma riskini de sıfırlıyor. şınav, mekik, evde varsa sağlam ağırlıkları da ekleyebileceğin squat’lar, kapı barı varsa pull up’lar… minimum malzeme, maksimum efor ve o yanmayı tüm hücrelerinde hissedeceğin 10-15 dakika insana 1 hafta yetip artıyor. denemelerime başlayınca bu konuya detaylı giricem.

      yorumların için asıl ben sana teşekkür ederim!!
      buraya kalpler, kapler =)

  4. Ege’cim, hem dirayetinle 6 ay bbg yi sürdürmen hemde bıkmadan, aksatmadan bizimle her şeyi şeffaf bir şekilde paylaşmış olmandan dolayı seni tekrar tebrik eder, teşekkürlerimi sunarım :)) gelsin yeni maceralar

    1. sevgili mehtap, ne güzel şeyler yazmışsın =) yeni maceralarımda da raporlarımı vericem. önümdeki yazlık tatilini atlatıp şu HIT’e başlayayım, yorumlar, fotolar ve taptaze önerilerde buralarda olucam. çok sevgiler!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir