bbg – 22. hafta raporu

Kategoriler terli terli

bbg 1’de 2. turu dönüyor olmama rağmen son 2-3 hafta performansımda hiçbir gelişme tespit edemiyorum. yok spider push-up’lar, yok bench jump’lar… ben yine kolaycı formatlarda takıldım. ama buna rağmen eşşek gibi terledim. hani ölmedim de, bayıldım diyelim. fark bu kadar.

aslında yapmadığım her hareketi ille de beceremediğimden veya gücüm yetmediğinden yapmıyor değilim. ev ortamındaysanız bbg’de şöyle bir sıkıntı söz konusu: kayla’nın kullandığı bazı ekipmanların muadili ev ortamında tedarik edilemiyor. yani dambıl yerine 1,5 litrelik pet şişeye kum doldurarak kullanabilirsiniz, işiniz mükemmelen görülür. ama 2 adet bench’i neyle kompanse edersiniz bilemiyorum. eskiden yemek masamızın bir tarafında ikea bank vardı. tarabya’ya taşındığımızda önce balkonda saksı bankı yaptık. nihayetinde o kadar yamuldu ki elden çıkardık. ama düşünüyorum, hala tutuyor olsaydık bile (bbg’de 2 tane olması gerekiyor, ki hadi bunu bir kenara bırakıyorum), spor salonunda mıh gibi yerinde duran ve asla dengenizi bozmayan ağır bank’larla alakası olmadığı ortada. hareket de bench jump. iki bankın arasında durup zıplayarak squat pozisyonunda üstlerine konuyorsunuz. evde sandalyelerle filan deneyeyim desem ve dengem bozulsa: istinye devlet hastanesi. ok kayla, kaseyi kırıp pekmezi akıtacak kadar da düşkün değilim sana bebeğim.

bu 2-3 sıkıntılı hareket bir yana, bu haftanın karnesi yıldızlı pekiyilerle doluydu. 3 workout’un 3’ü de yapıldı, 2 gün hiit koşuldu, 1 gün dinlenildi. allah bile 7. günde dinlendi diyorlar, ama ben genellikle hafta ortası bir günde dinleniyorum. cumartesi veya pazar hazır sedat’ı evde bulmuşken hacıosman korusu’na itekliyorum. biz 2 rekat doğa yürüyüşü yapmış oluyoruz, köpek desen zaten mest.

italya öncesi örnek bir öğrenci gibi çalışıyorum fitcanlar. son 2 haftaya girdim bugün. perşembe günü dicle hocam‘la temmuz’dan itibaren nasıl bir program izlemem gerektiğini mütalaa edeceğim. ay sonunda ise elbette before-after fotomla karşınızda olacağım. bana bu seferki değişim daha içerden, daha bi detaylarda oldu gibi geliyor. mesela kol kaslarımda gözle görülür, hoş bir şekillenme var. onca burpee ve push-up boşa gitmiyormuş yani.

uzun zamandır beslenme ile ilgili rapor yazmıyorum. oralardan bir update vereyim: genel olarak 16:8 intermittent fasting modunda takılıyorum. yani akşam yemeğinden sonraki ilk öğünümü ortalama 16 saat sonra yiyorum. akşam 8’de yemişsem, ertesi sabah 12 civarında kahvaltı ediyorum mesela. tabi ki bu derece takıntılı bir şekilde saat tutmuyorum. o ara bazen 14 saat, bazen 18 saat oluyor. özellikle tavsiye edilecek bir şey değil, hele de kan şekeri çabuk düşen, uyanır uyanmaz bir şeyler yemek zorunda kalanlar için. ben de bu beslenme şekline denk gelip aklıma yattığı için takılıyor değilim. zaten uyanır uyanmaz yemek istememek, o sabah açlığının zihnime pırıltı olarak yansıdığını farketmek, aç karna iş yapmayı daha kolay bulmak gibi gözlemler sonucunda kahvaltıyı epey geciktirir olmuştum. intermittent fasting’den haberdar olmak bana asıl bu açlık süresi konusunda perspektif kazandırdı.

öğlen 12 civarı kahvaltı ediyorum: mutlaka yumurta, tereyağı. yancı olarak zeytin, 1-2 adet çiğ sebze (şu sıralar renkli ve etli biberler favorim, yoksa avokado, domates veya maydanoz), bazen 1 dilim düşük glutenli ekmek, beyaz peynir, az çam balı veya anne reçeli. arada pek acıkmıyorum. acıkırsam da hafif bir salata veya zeytinyağlı yemek yetiyor. bazen bir parça çikolata ve 1 fincan kahve/çay da yeterli oluyor.

akşam yemeğinde ise pek bir sınır koymuyorum. et, balık veya kıymalı sebze yemeği, zeytinyağlılar, basmati pirinçten pilav, salata, bazen çorba… akşam yemeğinde neler yok diye saysam daha kolay: makarna, börek, hamurişi, ekmek. bu türden karbonhidratları haftada belki 1 akşam veya dışardaysam öğle yemeği (sabah kahvaltısı) olarak yemeyi tercih ediyorum. tabi bunlar ideal senaryolar. bazen de komşu burger’den hamburger ve patates söyleyip netflix’e nazır yumulma keyfi başka hangi gezegende var sonuçta?!

bir düzen, bir ayar tutturmaya çalışıyorum işte. bazen oluyor, bazen olamıyor dostlar. ne yapalım, sağlık olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir