“neredeyse bütün yaz 6 etek, 1 keten pantolon, 10-15 kadar tişört ve 3 çift ayakkabıyla geçti. memo’nun evine taşıdığım eşyalar bu kadardı. bu sabah düşündüm de ada’da bekleyen diğer yazlık giysilerim demek ki aslında ihtiyacım olmayan şeylermiş. aralarında çok sevdiğim, asla elden çıkarmak istemediğim parçalar vardır mutlaka. ama bugünkü gündem maddemiz de işte bu istek ve ihtiyaç olarak nitelendirdiğimiz şeyler, bu şeylerin arasındaki ilişkiler ve çelişkiler.” 

üstteki satırları yazdığım sıralarda memo’nun evinde hırsızlar fink atmaktaymış meğerse. gitti benim daha 1 yaşı dolmamış, tee amerika’lardan getirttiğim nazlı elma kızım ve pek sevdiğim altın kolyem 🙁 eve bir geldik kapı açık, her taraf her tarafta, laptopların yerinde yeller esiyor… back-up aldığım memory stick bile gitmiş. teknomanyak hırsız.

ilk anda yaşanan asap bozukluğu geçince kaybını kabulleniyor insan. biz de kabullendik. allahtan kaşıkçı elması’nı pek görgüsüz kaçıyor diye geçen ay elden çıkardıydık. şimdi sigortadan haber bekliyoruz. laptop’un içinde giden belgelerin başında freelance işlerimin kopyaları geliyor. bir de herhalde 100 kadar fotoğraf – neyse ki her boku çeken biri değilim. hani hep denir ya, ay ben laptop’a üzülmüyorum da içindekilere üzülüyorum diye. valla ben asıl laptop’a üzülüyorum sanırım. zaten sınırlı sayıda teknolojik aygıtım var, madden ve manen en değerlisi buydu benim için. her sene dolarları basıp bir üst modelle değiştirmek gibi bir takıntım olmadığından aldığım bilgisayara bağlanıyorum. bundan önceki ibook’umu tam 5 yıl kullanmıştım. hırsıza yar olan macbook’umu da en az bi 5 yıl kullanmak ümidiyle almıştım. hiç hoş olmadı bu habersiz gidiş. ama naapalım, yenisine kısmetmiş demek ki.

ilginç değil mi, tam da az eşyayla yaşamayı eşelemek istediğim bir günde en değerli eşyamın çalınmış olması. laptop gidince onun varlığını da sorgulama fırsatı buldum ve farkettim ki o hakkaten bir lüks değil, bir ihtiyaçmış. işim-gücüm hepsi içinde, ama daha da önemlisi o benim modern zaman daktilom, yazarkasam, pratik dostum, hem iç dünyam hem de dış dünyayla bağım. kimi zaman günlerce açmasam bile hayatımı bu şimdiki şartlarda sürdürdüğüm sürece o bir zorunluluk benim için.

peki ya diğer şeyler? kitaplar, giysiler, ayakkabılar, takılar, kozmetik ve makyaj malzemeleri, ev eşyaları…

ülke değiştirmek zorunda kalanlar bilir, kişisellik hakkınız 30-40 kiloyla sınırlanır çoğu zaman. dev bir bavula ne sığarsa o kadar işte. kitap bağımlılığımı bu şekilde yendim ve hayatım inanılmaz kolaylaştı. bazen çocukluğundan bu yana okuduğu bütün kitapları eksiksiz şekilde bir kütüphaneye dizebilmeyi başarmış yaşıtlarıma özendiğim oluyor. ama ne yapalım diyorum, benim hayatım buna elvermedi. işin fenası bundan sonra da elvermeyecek şekilde yaşamak istiyorum. geride bıraktığım eşyaya üzülmek, eşyayla hayatımı engelleyecek düzeyde duygusal yakınlaşmalar içine girmek istemiyorum. sanırım geçmişten gelen eşyaya bugününde yer açma endişesi, benim için geleceği bütün cazibesiyle keşfetmekten alıkoyan bir yük oluyor çoğu zaman. geçmişten sürüklediğimiz yükler bizi o kadar belirleyen şeylere dönüşüyorlar ki kendimize değişme fırsatı veremiyoruz.

simple living sitelerinde okuduğum bir kural vardı: one item in, one item out. işi iyice zorlaştırıp one item in, two items out yapanlar da var tabi, denemek isteyene hodri meydan. takıntılarınız, öncelikleriniz, zaaflarınız hakkında çok şey keşfedeceğiniz kesin. ben de bir süre denedim. bütün eşyalarımı elden geçirip neredeyse yarısını elden çıkardıktan sonra yeni bir şey alırken bu şeyi ihtiyaçtan mı yoksa sadece istediğim için mi aldığımı ve onun karşılığında neyi elden çıkarabileceğimi sorguladım. uzun süre işler böyle gitti. sonra ev alınca zaten dar gelirli oldum yeniden, tek lüksüm kendime ara sıra aldığım güzel şeyler olmaya başladı. böyle böyle ipin ucu kaçtı biraz. şimdi yeniden bir büyük temizlik zamanı gelmiş gibi hissediyorum. eylül ayı bu tip yenilenmeler için iyi bir zaman. ama yeni kararlar almak ve uygulamak için, bu sefer başıma bin çorap ören merkür’ün düz gitmesini bekliyorum. eylül ortasına kadar düşünce hasadı, eylül’ün ikinci yarısı aksiyon zamanı.

az eşyayla yaşamak” için 10 yorum

  1. sağol kurtlu, şimdi kapıya alarm taktırdık, içimiz rahat. neyse ki teknolojik donanımlarımız dışında çok matah bir şeyimiz yok, hatta düşünüp kendi kendime güldüm hırsız kesin bana lanet okumuştur "ne biçim karıymışsın, bi altın yüzüğün, bi burma bileziğin bile yok" diye :p

  2. Geçmiş olsun. Az eşyayla yaşayalım sadeleşelim ama mümkünse onları kendimiz atalım, hırsız almasın tabi.

    Benim de 8 senelik yurtta kalma macerası sayesinde oradan oraya eşya taşımaktan bıkma, yeni bir şey alırken hep ihtiyaç gözetme durumum var.(aynı renkte aynı tür kıyafetim yoktur mesela, ikinci bir siyah etek, ikinci bir mavi gömlek almam asla) Kitaplarım da orda burda hep.

  3. Elden cikarma konusu, ne kadar dogru demissiniz… Ben sadece tekrar okumak isteyebilecegim kitaplari tutuyorum -ki sayilari oldukca az:)

  4. doğru yol bu mu tam bilemiyorum ama bence kesinlikle ferah bir yoldayız. sizin gibi kitap okumayı bu kadar çok seven birinin evde fazla kitap tutmaması ne güzel!

  5. Merhaba,
    Öncelikle yazılarınızı çok beğendim. Benimde kitaplarımla başım dertte. Evde koyacak yer bulamıyoruz. Eşim çaresini e-reader almakta buldu ama ben sıcak bakmıyorum malesef. Nedense kimseye de vermek istemiyorum . Bu bir hastalık mı bilemedim;(

    1. merhaba! bir hastalık değil bence, kimi eşyalardan ve alışkanlıklardan kolay kopamıyoruz. hepimizin takıldığı bir yerler oluyor. kitaplarınızı verme duygusu sizi mutlu etmiyorsa kendinizi zorlamayın derim. size yük olan ve elden çıkartmakta zorlanmayacağınız başka şeylere odaklanmayı deneyin.

  6. Az eşyayla yaşamak… Git gide sahip olunan eşyaların arasında boğulma hissiyle ortaya çıkan az olsun, öz olsun, kafa rahat olsun düşüncesi ve dönüşümüne başladığım, varmak istediğim yaşam şekli. İnşallah ben de az eşyayla yaşamayı öğrenip bu yolda başarılı olacağım.

    1. iyi yolculuklar ve kolay gelsin diyorum sevgili cansu =) bir kez kafaya koyunca her şey mümkün.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir