ayran içtik

Kategoriler Genel
en sonunda dns ayarlarımı yapıp blogger’ıma kavuştum, gözüm aydın. yalnız yeni post’uma geçmeden önce o cazgır digiturk’e bi çift lafım olacak: yeni logon bombok, reklamların da çok aptalca, hıh. (gerçi sadece outdoor’ları gördüm ama tv’de kuş kondurmuş olma ihtimalleri zayıf sanki.)
siz yokken vita kutularında frenk soğanı yetiştirme girişimlerim oldu. henüz filiz vermediler ama ortam elverişli. diktim, olacak. siz yokken çok çalıştım. acayip çok hem de. yağdır mevlam para demiştim, mevlam hemen duydu, freelance işler yağmur oldu. gündüz ajansta çalıştığım yetmiyormuş gibi gece de evde çalıştım. beslenme çantası’nı wordpress’e taşıdık ama bende tık yok. neden? çünkü çalışmaktan tek sayfa kitap okuyamadım. bir akşam tetik nokta masajı yaptırdım, vücudumda reform ve rönesans etkisi yarattı. yine yaptırıcam, hep yaptırıcam. amazon’dan yin yoga dvd’leri ısmarlamıştım, onlar geldi. ama oturup iki dakka bakmak kısmet olmadı. çalışmaktan. 2 iş arasında internetten tuhaf şeyler aldım: güneş ışığını biriktirip gece ışık veren bir kavanoz, buzdan shot bardağı çıkaran buz kalıbı, buzdolabının üzerine yazıp silinen kalem. ilk kez pomelo yedim. greyfurtun irisi. baygınlık derecesinde tatlı olmayan, ilginç bir meyve. migros’lardan 9,90’a temin edebilirsiniz. pazar kahvaltılarımıza royalty touch‘ı kazandırmak için yine birbirinden süper lezzetler uydurukladım. fırsat buldukça buradan paylaşıciim. eskişehir, ankara ve bolu’da çocuklar, kuzenler, dostlar ve ağaçlarla temaslarda bulundum. füs’le çemberlitaş hamamına gittim. bir kez daha, natırların yegane sohbet konusunun evli misin sorusunun cevabına göre şekillendiğini test edip onayladım. işlerim henüz azmamışken birkaç film seyrettim: black swan, jack goes boating, the wrestler ve preciousblack swan‘dan umutluydum aslında ama her türlü kişilik bozukluğunun dibine vurduran aronofsky beni yine bozdu. sevgili sedat, aronofsky’nin günahlarını affettirmek umuduyla bana bi doz the wrestler izletti. eh işte, bi dereceydi. jack goes boating mutlu aşklar da var ulan diye gülümseyen, mırıl mırıl, alternatif bir filmdi. precious ise balyoz gibi indi, dağıttı. aro, vaktin olursa izle canım, belki birkaç şey kaparsın. sedat’la hint lokantasında yemek yedik, acayip beğendim, feci aklım kaldı. en büyük emelim yeniden gitmek. yeni bir ütü aldım. ama bu kez tefal değil philips aldım. tefal’den aldığım 20 kere servise gitti, hala kıçından su akıtıyor. maymun gözünü açtı tefal, you suck. her hafta sayısal oynadım ama aynı satırda 2 tane bile tutturamadım. 9-6 çalışmaya devam. 

ayran içtik” için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir