alışverişsiz birkaç ay

Kategoriler para para para, simple living

yaa onu bunu bırakın da asıl ekonominin hali ne olacak gençler? burada içimize buhran ve panik üflemek için yazmıyorum tabi. sabit geliri son derece uyduruk düzeyde seyreden ve mütemadiyen dalgalı piyasada yaşayan bir freelancer olarak, ne gibi somut aksiyonlar alabiliriz, onu düşünelim diye yazıyorum.

bugün müge ile kahvaltı ettik, sonra ona sweatshirt bakmak için birkaç dükkana girip çıktık. koskoca nişantaşı’nda hiçbir yerde matah bir şey bulamadık. tekstille ilişkimiz kopma noktasına gelmiş. onun sapı bunun çöpü derken bir şey alamaz olmuşuz, onu fark ettik.

ki bence bu yeterince somut bir aksiyona evrilebilir: 2019’a kadar kendime yeni bir şey almamayı düşünüyorum şu an. henüz kışlıkları çıkarmadım ama hatırladığım kadarıyla geçen kış sonu indirimlerinden alacağımı almış, yenilenecekleri yenilemiştim. manto/ceket kategorisi tam kadro hizmette. ayakkabı departmanında bir eksiğim yok. çanta manta deseniz zaten yıllardır eldekileri döndürüp duruyorum. geriye de pek bi şey kalmıyor zaten.

siz ne alemdesiniz, katılmak ister misiniz?

evet diyenlerle kuralları belirleyelim:

* 2019’a kadar giysi, ayakkabı veya çanta almak yok

* ihtiyaç duyulan parçayı/parçaları ödünç almak ok

* hediye olarak gelen parçalar (içimize siniyorsa, gerçekten kullanacaksak) ok

* acil şekilde ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak ve giysi yenilemek ok (yani en sık giydiğiniz kazağı geri dönülmez şekilde lekelediniz diyelim ki)

* ama mümkünse yerini doldurmadan devam edebilmek = extra points

alışverişsiz birkaç ay” için 20 yorum

  1. Zaten bir çok alanda oldukça sade yaşıyorum, neredeyse 20 yıllık füplü tv ve akıllı olmayan bir cep telefonum bile var. Kıyafet konusunda istediğim sadeliğe henüz ulaşamadım ama hiçbir zaman da fazla alan biri olmadım, özellikle de ayakkabı ve çanta konusunda. Yani benim için katılmak çok da zor olmazdı. Ama alışverişsiz yaşam konusu açılınca hep aynı endişeye kapılıyorum ister istemez. Tüketim düştükçe kaç kişi işsiz kalacak ? Tabii bu da bize kapitalizmin bir şartlandırması muhtemelen. Ama dünyada da henüz tüketime dayanmayan bir ekonominin ayakta kaldığı görülmedi. Bir de ben de birçokları gibi daha çok hizmet sektörüne para harcıyorum artık. Yani kahvecilere, yemeğe mesela. Hepimiz evde yersek bunca aşçılık eğitimi alan insana ne olacak ? Fazla tüketimi savunmam mümkün değil ama bu soruların cevabını da bulamıyorum işte.

    1. Aynı şeyi ben düşünüyorum. Ama sadece ihtiyaçtan alışveriş yapan biri olduğumu iddia edebilirim, bu da “gereğinden fazla tüketmemek” eğer bu işin anafikri ise, yeterli sanırım.
      Bir de işin sosyal ve psikolojik boyutu var. Devamlı evde yemenin rutini ve bunun getirdiği sosyal kayıplar, psikolojik sorunlar.. Sonuçta para harcamak ve hizmet almak da biraz mutluluk katsayısını etkileyen faktörler. Bu tip radikal kararların işin psikolojik kısmı düşünülmeden alınmaması taraftarıyım 🙂

    2. ışın, ekonomik açıdan senin gibi düşünen çok insan var biliyorum ama sistemlerin çökmemesi uğruna bizim tüketmeye devam etmemiz fikri bana çılgınca geliyor. bizlerin birey olarak hiçbir sistemin/hükümetin/kötü kararın yarattığı işsizliğin psikolojik veya ekonomik yükünü taşımakla sorumlu tutulmaması gerektiğine inanıyorum. bu yüklerin altında kalmak ve (doğal olarak) global bir çıkış yolu bulamamak otomatikman daha fazla tüketmemize aracılık ediyor zaten.
      oysa bütün sektörler dünyanın gidişatına göre kendini yenilemek, revize etmek ve alternatifler geliştirmek zorunda. hayat durağan bir şey değil. dünya bu hallerdeyken, bir eğitim aldım diye hiçbir şeyi değiştirmeye gerek duymadan, ölünceye kadar ondan ekmek yemeyi veya takdir görmeyi bekliyorsam, başıma gelebilecek tüm talihsizliklerden ben sorumluyum demektir. sanırım hayat algım bu şekilde.
      alışverişsizlik de bu noktada, başka yetişkinlerin aldığı kararların bir sonucu olarak, elbette kendi bütçemi ve psikolojimi revize etmek üzere aldığım bir karar. ama bunun sonuçlarıyla yüzleşmek ve kendini revize etmek de diğer yetişkinlerin bileceği iş.

  2. Ege şahane bir nokta var, tam senin fikrini merak ettiğim.. Bu “hediye” olayları. Ben mesela hediye almayı çok sevmem, hediye olarak da manevi şeyler, kendi yaptığım şeyler ve daha çok “zaman” vermeyi severim ve bunu da çevremdekilere söylerim ama beni dinleyen olmaz ve yine gelir hiç giymeyeceğim bir etek mesela. Genelde değiştiriyorum ama artık son seferlerde “yeter ya benim değiştirecek zamanıma yazık” der ve boşverir oldum. Hediyeyi veren ise resmen bozuluyor beğenmediğinde, daha çocukken bile eğitiyoruz “teşekkür et beğendim de ki sevinsin” diye halbuki çocuklar çok dürüsttür “hayır beğenmedim giymem bunu ya da oynamam” diyebiliyorlar. Neyse yani sorum şu; gelen hediyeyi geri çevirme sanatı ya da insanlara derdini anlatabilmek nasıl mümkün, yaz bu konuda ne olursun.İkinci bir sorum daha var konuyla alakasız ama hafif alakasını da buldum şimdi: üstteki fotoları nerden alıyorsun, telif hakkı sorunu yaşanır mı, bunu nasıl çözüyorsun?.

    1. aa süper konu, hayhay! en kısa zamanda ayrı bir yazı yazıcam bununla ilgili.

      görselleri google’dan buluyorum. zaten çoğunlukla vintage veya kolaj veya stok. foto, sevdiğim bi fotoğrafçınınsa adını yazıyorum bazen, veya fotonun üstüne gidince adı görünür yapıyorum. bazen de unutuyorum. (henüz hiçbir sorun çıkmadı.) sanırım bunlara uzun uzadıya dikkat edebilecek biri değilim. hatta tam da bu sebeple birkaç yıl önce blog’da bi deklarasyon yapmıştım: burdan istediğiniz yazıyı fotoyu alın, hatta dilerseniz yazıları siz yazmışsınız gibi kendi mecralarınıza kopyalayın, altına imzanızı atın, benim için hiç sorun değil, nasıl olsa kökü bende, şeklinde. blog’da kullandığım eserlere karşı da tavrım aynı. internet öyle bir derya ki, buralara bir şeyler koyacaksak bu riskleri kendi ruh sağlığımız için almamız lazım diye düşünüyorum. yani bence olay bu işlerin hafiyeliğini yapmak yerine yeni şeyler üretmek 😉

      üstteli görselin nerden olduğu altında yazıyor bu arada, vaktin olursa bi kurcala, süper şeyler var!

  3. Ben agustos ayinda hic gereksiz alisveris yapmamistim bu ay cocugun dogumgunusu icin bir suru gereksiz ivir zivir aldim. Onunuzdeki ay Istanbul’a gelicem su moda olan kalin topuklu botlardan bir de kisa topuk mary jane alasim var. Aslinda hic de ihtiyacim yok ama resmen bu ikilemi yasiyorum su an. Gelince bakicam artik cok az zamanim olacagi icin muhtemelen bakmaya da vaktim olmayacak esim dostumla ye ic gez takilicam insallah. Istanbul donusu yazicam ben katilip katilamayacagimi olar mi?

    1. seyahatler alışveriş açısından hep bi challenge zeynep, anlıyorum seni =)
      ist dönüşü katılım durumunu güncellersin, tabi ki olur.

      1. kesinlikle ama bana umut veren son iki seyahatimde de (biri Maastricht biri Paris) hicbir sey almamis olmam. Tarihte bir ilk bu 🙂

  4. ben katılırım ege. zaten mağazaya gidip bir şeyler bakmaya üşeniyorum. tehlike internette. birkaç tuşa basıp hem indirimden faydalanmak hem de iş halletmiş olmak psikolojisinden kurtulursam bu iş tamam. ihtiyaç sebebiyle yapacağım alışverişi de kendi semtimden, küçük, şirin bir dükkandan yapmak istiyorum, ithal ürünler, zincir mağazalar yerine.

  5. Cok heyecanlandim- ayni karari bir kac hafta önce kafamda kurup cözüp, vermistim. Yalniz subatta bebek gelecegi icin (Evet ikinci yolda 🤗) bir iki yeni pantolon almak gerekiyor.. bu sayilirsa, beni de listeye ekle bacim..

  6. akşam okudum yazıyı sabah olsun bu yılki harcamalarıma bakıp yazarım dedim.Evet tüm evle ilgili gelir giderin kaydını tutuyorum:Pterzi kendi söküğünü dikemezse olmaz.Ayrıca yıl sonuna gelinip baktığımda kişisel istatistiklerimizin oluşması çok eğlenceli.Mutfaktan kişisel harcamalara kadar kalem kalem yazıyorum.Kişisel gider kalemi,kuaförden kıyafete watsons dan takıya kendimle ve evdeki iki erkek ile ilgili keyfe keder harcamalardan oluşuyor.Şimdi baktım da dokuz ay boyunca bu kalemde kendi adıma 250-300 tl para harcamışım.Zorunlu ihtiyaç don-atlet alsam daha çok tutardı ama genel bir almama haline büründüm.Belkide bütçede tatile yer açtım belkide oğlumun okuluna.2019 çok kolay olmayacak şimdiye kadar gördüklerimiz dip dalga gibiydi büyük firmalar,dövizle sıcak temasta olanlar etkilendi.Ama bugün sabit gelirliyi vurmaya başladı.Kışın gelmesi ile iyice hissettirecek kendini,faturalarda mutfakta.Ben bu sürece özel durumlardan dolayı biraz önceden girdim.Bir yatırım söz konusuydu iki yıllığına ağır bir borca girdim.Ama ne yalan söyleyeyim dolarında piyasanın da bu kadar .oka saracağını tahmin etmedim.Sadece senin dediğin gibi kendi müdahale alanlarıma dokundum.Giderlerimin düşüre bildiğim kısmını minimuma çektim.Ben 2019 için bir eylem planı oluşturacağım bu konuyu konuşmaya devam edelim.Bimden Don-atlet almak serbestse bende katılıyorum:)

    1. harcamaları kalem kalem not etmek, kişisel finans bilinci kazanmak için harika bir yöntem. bence çok iyi yapıyorsun. bir dönem ben de yapmıştım.
      don-atlette sıkıntı yok! o zaman seni de yazıyorum listeye. borcunu zorlanmadan ödeyip bitireceğin bir dönem olsun terspabuçlar. 2 yıl nasıl olsa geçer, seninkinin ucunda yatırımın kazancı olacak 🙂

  7. Ben yine sadelesmeye girdim.
    Tasinmadan once yine esya ve kiyafet atmaya basladim.
    Elimi attigimda giymedigim bircok sey buldum. Bu sene onlari giymeye karar verdim. Giymezsem de ya atilir ya da giysi kumbarasina.
    Kismen katilirim ben 🙂
    Pabuclarim cogunu da attim cunku.

    1. katıl j başkan. gerçi ben son gardırop yazısında bahsettiğim üzre 1 kazak almak zorunda kaldım ve yeminimi bozmuş oldum. yine de başka hiçbir şey almayarak iyi idare ediyorum. sana da sadeleşmelerde iyi şanslar, bol ferahlıklar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir