aile yadigarı V

Kategoriler aile yadigarı

bugün duru aradı, saatlerce konuştuk. ne garip, artık fiilen neredeyse 2-3 senede bir gördüğüm bir insanın hala bana bu kadar yakın, ve telefonda ‘saatlerce’ konuşabileceğim çok çok sınırlı bir insan kümesinin parçası olması… birlikte hesap ettik (en yakın lise arkadaşlarım söz konusu olduğunda cümlemizin matematiği berbat olduğundan, hesap kitap işlerinde kaçımız bir araya gelsek azdır) mezun olalı 15 sene olmuş, dile kolay. oysa bugün kimbilir kaçıncı kez andığımız hatıralarımız sanki dün kadar yakın. hayatımızın duygusal ve zihinsel olarak çok verimli bir dönemini birlikte geçirdiğimizden olsa gerek, o dönemki ilgi, bilgi, deneyim, eleştiri ve tespitlerimiz, hala içinde saatlerce koşabileceğimiz uçsuz bucaksız ormanlar gibi. ve gece gece aile yadigarı’na yeni şeyler yazma hevesiyle laptop başına oturduysam, bunun da arkasında duru var elbette. ne de olsa aile yadigarlarımızı yıllarca birbirimizden beslenerek biriktirdik 🙂 yarın banka masasında sıkıcı işlerine ara verip bir nefes almak istediğinde okuyup gülümseyebilmesi dileğiyle gelsin bu gecemizin yadigarları!

* körün istediği bir göz, allah verdi iki göz: bu yadigar pek fazla açıklama gerektirmiyor. beklenmedik durumların beklenenden fazlasını getirdiği durumlarda ağzımızdan eksik etmediğimiz bir sözdür. severiz.

* yiyemeyeceğin boku kaşıklama: cesareti baltalayan bir söz gibi duruyor olabilir ama asıl kullanım alanı girişimcilik değil verilen sözlerin tutulmasıdır bana göre. hani madem bir şey için söz verdin, elini taşın altına koydun, o zaman arkasını getir arkadaş manasında. doğru valla.

* gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş: işte meali gayet açık bir yadigar daha. zaten sene olmuş 2013, beşinci boyuta geçmişiz, bu saatten sonra hala istemediğimiz şeyleri yapacaksak bir yerlerimize bir sinyaller gelmesi kaçınılmaz. bu yadigar daha o zamanlardan gönülsüz yapacağın şeyden hayır gelmezi ortaya koymuş, bravo.

* ver şaban’a, gitmez yabana: annemin favorilerindendir bu yadigar. benim özellikle kolay atan (eşya, giysi, ıvır zıvır) bir insan olmam, anneminse atma kararı vermeden 20 kere düşünen bir insan olması, bu söze aramızda çok sık zemin hazırlamıştır. şaban burada anneme refer ediyor yani. diyor ki bir şeyi sen istemiyorsan bir de bana sor, ben ona uygun bir misyon bulurum, heba etmem. peki anne.

* suya sürek boka kürek: içli bir yadigar. kendini harap ederek çalışmak, kolaydan zora, iyiden kötüye, önemliden önemsize değişen bir skalada her türlü saçma şeyi yapmak manasına gelir. “hüsnü abi bi sekreter tutmuş, kızcağızı suya sürek boka kürek kullanıyor” gibi. allahından bul hüsnü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir