2017’ye dikiz aynasından bir bakış

Kategoriler ontolojik

2 yıl öncesine kadar hep ajanda tutardım. hangi gün kiminle buluşmuşum, nerelere gitmişim, neler yapmışım, senenin sonunda benim için toplu şekilde kabak gibi meydanda olurdu.

ama son 2,5 yıldır -yani akıllı telefona geçtiğimden beri- macbook’taki iCal uygulamasını iphone’daki takvim uygulamasıyla senkronize ettim ve bütün randevuları/yapılacakları sanalda tutmaya başladım. fakat orda da şöyle bir kafadayım: bir işi bitirir bitirmez, bir buluşmadan döner dönmez o notu takvimden siliyorum. neden diye soracaksınız – ki ben de kendime sordum: sanırım olmuş bitmiş bir şeyi hala takvimde tutmak anlamsız geliyor ve beni rahatsız ediyor. kişiliğimin özüne dair bir şeyler var burada tabi: sanki anılar, hem de güzel anılar (yani geçmiş) bile takvimde dursa geleceğime engel olacakmış gibi. aslında ne alakası var? ama işte hepimiz kendimize has psikopatlarız. bende de geçmişi (2 gün öncesi dahi olsa) geride bırakmaya dair inanılmaz bir heves var. ”güldük eğlendik bitti, daha ne kadar bitmiş bir şeyin gölgesinde kalacağız, haydin yeni heyecanlara koşalım” kafası. iyi ki eroinman filan değilim, daha 2. günden overdose, döte pamuk, yallah öbür dünyaya. hayır gören de çok adrenalinli bir hayatım var zannedecek, valla yok. ama işte bütün yıl zilyon tane şey yapıyorum da, takvimde sadece regl’lerimin ilk günü ve spora gittiğim günler işaretli kalıyor. sanki benim için hayatta en hakiki mürşit, yumurtalık fonksiyonları ve kas gelişimiymiş gibi.

bu girizgahı şuraya bağlayacağım: zaten hafızam patates, ajandasızlık ve biten aksiyonu silmecilik de hiç yardımcı olmuyor, sene sonu geldiğinde o sene neleri kotardığımı hayal meyal hatırlar oluyorum. hiç ajanda tutmadığınızdan veya çoluk-çocuk hayat gailesinde yuvarlanmaktan siz de benimle aynı durumda olabilirsiniz. ya da belki geride kalan yılın analizi veya yeni yıl kararları filan deyince gözlerini belertenlerdensiniz, ki yine aynı takımdayız. yeni yıl konsepti uzun zamandır benim için de anlamını yitirdi. sanki sihirli bir şekilde yeni ve farklı bir şeyler olacak inancını senenin 1 gününden alıp mümkün olan her gününe yaymak epeydir daha gerçekçi geliyor. ama ara sıra iki rekat durup ”ne hallerdeyim?” diye düşünmek bence hala yararlı bir alışkanlık.

sevgili küçük joe sayesinde keşfettiğim bir blogger’ın senelik raporlarını ilgiyle okuduktan sonra aralık sonu ben de kendim için benzer bir tane hazırladım. buraya kabaca soruları çevireceğim, belki siz de cevaplamak istersiniz. ben cevaplama sürecinde fark ettim de, mesele, geçmişin gölgesinde kalmaktan ziyade özellikle geçmiş başarılar için kendi sırtımıza birkaç patpatı çok görmemek. durup kendimi takdir etmek hiç vakit ayırmadığım bir şey. muhtemelen gerzekçe bir pollyannacılık ve ‘aman canım, isteyen herkes bunu yapabilirdi zaten’ inancından kaynaklanıyor. ama bu türden analizler sayesinde normalde aklıma gelmeyen sorulara cevap verdikçe aslında ne çok şey yaptığımı ve birçok insan için bütün bu şeylerin sandığım kadar kolay veya yapılabilir olmadığını fark ediyorum. bu açıdan benim için en önemli soru ilk soruydu:

1- bu seneki en büyük başarılarınız nelerdi? 

  • canlar, 2017’de nihayet yıllardır istediğim gibi bir işe bulaştım. tesev’in bir kadın projesinde saha uzmanı olarak çalıştım ve 4 farklı ilde atölyeler yürüttüm. derin demokrasi yöntemi ile çok farklı sosyo-ekonomik düzeydeki kadını sürece dahil eden tartışmalar organize ettim ve birinci ağızdan data toplanmasını sağladım. kendimi tebrik ediyor, yanaklarımdan sıkıyorum. her biri en az 3,5-4 saat süren atölyeleri yönetmek, bütün katılımcıları tartışmaya teşvik etmek, ortaya atılan yüzlerce çok farklı ve zıt fikrin arasında tarafsızlığını yitirmemek ve herkese eşit mesafede durmak herkese göre değildir muhtemelen. bu türden anlık çözümler, fikirler ve yaklaşımlar gerektiren işler için biçilmiş kaftan olduğumu fark ettim bu sene. zaten daha önceki drama atölyelerimden bildiğim bir şeydi. ama hakkaten derdi olan kadınların arasında bir çalışma yönetmek bambaşka bir deneyim oldu. elbette daha öğreneceğim çok şey var, ama  hani bazen karakterinizin ve en temel becerilerinizin cuk oturduğu bir şey yapmanın kolaylığı vardır ya, işte ben en çok bunu hissettim bu yıl. bu çalışmalar sırasında ‘budur!’ dedim.
  • bahsettiğim bu çalışma sayesinde birçok yeni insanla tanıştım, bağlantılar kurdum ve yeni projeler için fikirler ürettim.
  • 2017, 4 yeni çocuk kitabı için de düğmeye bastığım sene oldu. tabi bu tek kişilik bir iş değil, küçük de olsa bir ekip işi. muhteşem editörüm sayesinde, daha önce bir çocuk dergisinde yayınlanan, çocuklar için gündelik hayat felsefeleri temalı yazılarımı elekten geçirip 4 ana başlıkta topladık. böylece kayıp şeyler ülkesinde’den tam 10 yıl sonra yeniden çocuk edebiyatı sahalarına çıkmaya hazırlanıyorum.
  • tangoya yeniden başladım. bu konuya 4. sırayı vermiş olsam da aslında benim için aort damarı hayatiyeti taşıyan bir madde. dans beni şimdi’ye ışınlayan ve anında kendi bedenime bağlayan en önemli araçlardan biri. 1 sene boyunca yoga ile ruhumun daha derinine inmeye çalışmaktan çok daha hafif, yaratıcı ve özgür hissettirmesi de cabası. derslere ve milongalara koşa koşa gidiyorum. neden bilmiyorum, bazen bize çok iyi geldiğini bildiğimiz bazı şeyleri hayatımıza sokmamak için binbir türlü çare deniyoruz. bu yıl benim buna uyandığım yıl oldu. hayatta kendini en mutlu hissettiğin anlar hangileri diye sorulsa 15 yıldır ‘tango’ derim ama 14 yıldır tango yapmıyordum. insanoğlu ne kadar acayip, kendimize en büyük engel nasıl da yine kendimiz oluyoruz…
  • suluboya ile güzel şeyler yaptım. tabi ki sanatta herkesin beğenisi kendine. ama bence güzel şeyler yaptım =)

2- bu sene aldığınız en büyük dersler nelerdi?

  • neden’imi bulmanın önemini fark etmek: ben ikna oldum, herkesin bir neden’i var. ama bizler why’ı ve what’ı bulmadan how’larla ömür tüketiyoruz.
  • kendi iletişim hatalarımı fark etmek: lafı uzatmak, goygoyculuk merakı, yeterince iyi dinlememek, yerin dibine sokmacılık… günahlarımın listesini yaptıkça farkındalığım arttı. ha günahsız kul olmaz, orası ayrı!
  • yaş ve bilgelik arasında korelasyon olmadığını bir kez daha görmek: bu dersi periyodik olarak almam gerekiyor, zira sanırım biraz kalın kafalıyım. bazı insanların gelişiyormuş, olgunlaşıyormuş gibi durup da tın tın gezdiklerini bizzat yaşadığım anlar nedense içime dert oldu. sana ne a japon’um!

3- bu seneyi nasıl geçirdiğinize dair 1’den 10’a bir not vermeniz gerekse kaç verirdiniz?

  • 2017’ye notum 8 points. çünkü yeni ve güzel girişimlerde bulundum, verimli bağlantılar kurdum, sağlığım yerindeydi, sevdiklerim ve dostlarımla sık sık güzel vakit geçirdim, bol bol dans ettim. daha nolsun?

4- yeni yılın sonunda neyi başarmış olmayı istersiniz?

  • bin yıldır aynı terane: artık yazma işlerinden değil yapma işlerinden para kazanayım istiyorum. ama nakit akışı açısından ben yazma işlerini bırakmadıkça yazma işleri beni hiç bırakmıyor. 2017 de eski müşterilerimden yeniden iş almalara doyamadığım bir yıl olunca, haliyle bu isteğimde ne kadar samimi olduğumu sorguladım yıl sonunda: aslında samimiyim, ama demek ki hala kendini bırakmayı reddeden bir tarafım var. bir yandan gerçekçi olduğum da iddia edilebilir. sonuçta diğer işlerde finansal bir süreklilik sağlamadığım sürece bana şu anda para getiren işleri bırakmak ne derece anlamlı? günün sonunda olay bu yazma işlerine ne kadar zaman ayırdığım sanırım. yani aslında yoğunluktan ölmüyorum. başka her türden işe yeterince vaktim kalıyor. öyleyse belki de başarmak istediğim şey yapma işlerine (drama, derin demokrasi, saha ve atölye çalışmaları) daha çok zaman ayırmak, ortaya daha kaliteli işler çıkarmak ve bu işlerden daha çok para kazanmaktır.

5- bir üstteki sorudaki hedefinize giden yolu kolaylaştırmak için hangi yeni alışkanlıkları edinmelisiniz?

  • günü daha iyi düzenlemek, daha verimli geçirmek: ki bu da başlı başına bir yazı konusu değil mi zaten?

6- hemen şu anda bu hedeflere yönelik olarak atabileceğiniz adımlar neler?

  • ilk hedefim hakkaten de bundan sonraki ilk yazımı bu konuda yazmak olsun. yazarken daha iyi düşünüyorum. hem böylece son 2,5 yıllık freelance hayatıma da daha yakından bakmış oluruz.

10 dakikanızı ayırıp bu sorulara cevap vermenizi tavsiye ederim. kendimize kulağa hoş gelen ama sürdürülebilirliği meçhul hedefler koymak yerine, neye ‘başarı’ dediğimizi fark etmek, aldığımız dersler hakkında düşünmek ve varmak istediğimiz yeri bilerek adım atmak, yere sağlam basmamızı sağlar. ve ayaklar sımsıkı yerdeyse, hayalgücümüz istediği kadar yükseğe uçabilir.

2017’ye dikiz aynasından bir bakış” için 10 yorum

  1. Ben de o yılsonu değerlendirmesini görünce üzerine düşündüm de, yazacak birşey bulamadım. Belki kalemi kağıdı yanıma alsam, yaptıklarımı daha düzgün toparlayabilirim.
    Bende ajanda tutma alışkanlığı iş hayatının başlamasıyla bitti (üniversitede dersler, topluluklar, part-time işler derken şimdikinden çok daha planlı programlıymışım). 8 yıldır başlayıp bitirdiğim bir ajanda yok, aşırı rutin bünyeye zarar. Bu sene de olmayacaktı ama bir öğrencim hayal ajandası diye çok tatlı bir defter hediye etti. Hem senenin başında, hem ay başında hedeflerini yazıyorsun, ay sonunda değerlendiriyorsun, kaçış yok yani. Sanırım bu sene ilk defa cesaret edip hedeflerimi ve yapmak istediklerimi kağıda geçireceğim.

    1. ne güzel bir ajandaymış o, hakkaten kaçış yok. bence bu sayede 2018 sonunda senden esaslı bir rapor çıkacak gibi duruyor pelin =) heyecanla bekliyorum!

  2. 2017 icin bir hesap tutsam mi diye dusunuyordum.
    Benim icin en buyuk degisimin oldugu yildi. Eski mailleri, eski fotograflari ve hatta blogumun eski yazilarini bile sildim.
    Mailleri oyle bir silmisim ki, ilk maile ulasabiliyor durumdayim :))
    Su challenge postuna bir bakicam.

    1. my dear j, eskiyi silmek yeniye yer açmanın en güzel yolu değil mi? sonuna kadar yanındayım!

  3. Çok faydalandım ben yazıdan. Ben de sanki buna benzer bir yazı yazmak istiyorum ama yazmaya bile vaktim yok diye düşünüyorum. 🙁 Tez yazıyorum da. Bu arada çalışma deneyimini çok kıskandım:-( Ben de öyle bir işte çalışmak istiyorum. Şu tezi bir vereyim de umarım bulacağım daha yoğun arayacağım…
    Sevgiler,

  4. Ha bu arada, çocuk kitaplarını yeğenlerim için ve de kendim için sabırsızlıkla bekliyorum. Çok yalın bir dilin vekeyifli bir kurgun vardı Kayıp Şeyler Ülkesinde’ de.

    1. aze, tezinde iyi şanslar! dilerim bir an önce bitirip yoluna devam edersin. bahsettiğim türden işlerden bi dolu var, hiç üzülme. araştırma/uzmanlık konun nedir bilmiyorum ama eminim senin alanına uygun düşen bir şeyler muhakkak bulunur. bulunmuyorsa da sen yaratırsın be hemşirem! benimki biraz böyle oldu zira. biz onlara neler yapabileceğimizi göstermeden, insanlar çoğu kez nasıl birine ihtiyaçları olduğunu bilemeyebiliyor.

      kayıp şeyler ülkesinde hakkında yazdıkların beni mest etti =) bu 4 kitap yine kurgu ama roman değil. daha ziyade mini hikayeciklerden (diyaloglardan) oluşuyor. hele bi çıksınlar da yorumunu merakla bekliyor olucam!

  5. Ne zamandır yazmayı bırakmıştım… Oysa yazmak kağıda dökmek bir nevi terapi aslında…
    Yıllar önce günlük yazardım…ama o zaman günlüklerin neredeyse yüzde 90 ı acıydı…gençlik yıllarım…aşk meşk değil bu acılar… ailevi üzüntüler.. sonra bundan 8-9 sene önce çıkardım bavuldan hepsini okudum okudum okudum ağladım ağladım…hepsini parçaladım attım..sadece bana eskiden neler çektiğimi ve şimdi ne kadar iyi durumda olduğumu unutmamam şükretmem için birkaç sayfayı saklıyorum…
    yeniden yazsam mı diyorum ……
    bu arada cebe veya outlookdaki takvime dönüp dönüpbitenleri silen bir benim sanıyordum 🙂 🙂

    1. acı günlüklerini hayatından çıkarmak eminim acayip ferahlatıcı olmuştur. ben de yıllarca günlük tuttum. çok acılı değildi ve tuttuğum için mutluyum. yine de, iyi veya kötü, geçmişi geçmişte bırakmak taraftarıyım. yani: yaşasın silicilik kardeşliği!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir