2016 gezi-gözlem raporu

Kategoriler gezi-gözlem

son 2-3 ay buralara pek uğrayamadan geçti ve bu durumun 3 temel sebebi var: 1- laptop’umun touch pad’inin bozulması ve bana hayatı dar etmesi 2- mütemadiyen seyahatte olmam 3- ben yine bir seyahatteyken sedat’ın son derece iyi niyetlerle laptop’umu tamir etsinler diye ajans’ın IT’cilerine vermesi ve bu insanların da format atarak kırık programlarımı çalışmaz hale getirdikten sonra, touch pad’de minör bir iyileşme ile laptop’u geri vermekte bir sorun görmemesi. bravo. ne photoshop açılıyor ne keynotes. hatta preview bile açılmıyor. özel IT’ci bedduamı yolluyorum bu coder kalplere: hiçbir işinizde bug’ınız eksik olmasın inş.

bu teknik sıkıntılar bir yana, elbette wordpress açılıyordu, yani foto’suz da olsa yazabilirdim. ama senenin sonuna doğru seyahatlerin gerçek etkileri birikerek su yüzüne çıktı sanırım. bir yandan kendimi korkunç derecede yorgun hissediyorum, bir yandan da birçok yeni projenin eşiğinde olmanın heyecanıyla doluyum. odaklanmakta zorlanıyorum. ama bir noktada kendime gelip iran yazımın devamını ve yazmak istediğim diğer gezi yazılarını da yazacağım.

2016 yılının seyahat takvimini buraya not düşeceğime söz verdim kendime. sanırım en çok da hayatımda bugüne dek en sık gezdiğim senenin neye benzediğini hatırlamak için. aralarda önemsiz, ülke içi kısa seyahatler ve hatta günübirlik bilecik seferleri, tarla-bahçe turları var. ama özellikle uçakla gidilen destinasyonları alt alta yazınca in-kalk’larla kafamın nasıl yandığını daha iyi görebiliyorum.

ocak: ankara

şubat: paris

mart: austin, san antonio, houston

nisan: izmir

mayıs: stockholm, göteborg

haziran: brüksel

temmuz: paris

ağustos: didim, bodrum, helsinki, stockholm

eylül: new york

ekim: şiraz, yezd, isfahan, tahran

kasım: londra, cambridge

aralık: izmir

bu her ay bir yerlere gitme durumu iyi hoş ama dengeyi altüst eden tarafları var. belli bir beslenme veya egzersiz rutinine bağlı kalmayı -engellemese de- son derece zorlaştırıyor mesela. en azından benim için böyle oldu. bulduğumu yedim ve bolca yürümekle yetindim çoğu yerde. doğal habitatımdan çıkınca her güne mümkün olduğunca programsız başlamak bana iyi geliyor zaten. akışa bırakmak, kafamda önceden belirli bir şey olmadan ilerlemek, karşıma çıkan seçenekleri değerlendirmek… bu kadar çok gezince 2016 yılı genel olarak böyle geçti sanırım. fazlaca plansız ve programsız, epeyce anlık, nerde akşam orda sabah.

bu tip bir hayatın bana göre olmadığını düşünürdüm. çünkü rutinimle sorunum yoktur aslında. hele de evden çalışmaya başladığımdan beri. o hafta neler yapacağımı kabaca da olsa bilmek iyi gelir. ama bu yıl, rutinimden sürekli çıktığım bir yıl oldu. her ayın en az 1 hafta – bazen yarısını rutinin dışında geçirmek, dönüşlerde biriken işlere kapanıp saatlerce günlerce çalışmak ve bir sonraki seyahate kadar iş yetiştirmek bu senemin rutini oldu. stresli oldu. freelance ‘deneyimini’ uçlarda yaşadım!

ama yapamadıklarım bir yana, yapabildiklerim o kadar çok iz bıraktı ki sanırım iyi geldi. alıştığımız yerde ve düzende olmamanın en iyi tarafı, kafamızın da alışıldık düşünce kalıplarını terk etmeye başlaması olabilir mi? sırf iyi becerdiğim için yaptığım işleri, para kazanma biçimlerimi, canımı sıkan zorunlulukları yeniden ve yeniden düşündüm. benimle beraber şehir şehir, ülke ülke gezdiler. sessizce aklımın bir köşesinden dünyayı, insanları izlediler. eve hiç değişmeden dönseler şaşardım. benimle birlikte onlar da değiştiler. birlikte yavaş yavaş kopuyoruz metin yazarlığından, tutamıyor bizi kimse. başka işle çekiyor canımız, başka heyecanlar peşindeyiz. birlikte risk alıyoruz şu günlerde. eskiden kopma, belki parasız kalma, olduğumuz şeyleri artık olmama riski. ama başka türlü nasıl değişiriz, nasıl yenileniriz? istemediğimiz şeyleri yaparsak nasıl mutlu olabiliriz? bütün gezilerin beni sonunda getirip bıraktığı yer burası oldu işte. tam burası. değişimin yeniden başladığı bir yer.

2016 gezi-gözlem raporu” için 2 yorum

  1. Harika bir yazi Ege’cim, konu pek bağlantılı değil ama yeni deneyimleriin, seyahatlerin bizi değiştirmesiyle ilgili Hector’s search for happiness filmini hatırlatti bana yazdıkların:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir