1 film 1 kitap

Kategoriler info, ontolojik

film: wild tales

öfkeyle aranız nasıl? sinirlenince nasıl tepki gösteriyorsunuz? ya da hiç tepki gösteriyor musunuz? kendi adıma zaman içinde fark ettim ki öfke hiç de yatıştırılması, evcilleştirilmesi gereken bir şey değil. zaten ben de kesinlikle ‘sevgi içimizde, her şeye eyvallah de, herkesi sev‘ tipi bir insan değilim. olamıyorum. 9 ay yoga’ya gittim, yine olamadım. güne iyi başlarım, pek çok şeyi kolay tolere ederim, hayatı severim, planlarım ve yapmak istediklerim hiç bitmez ama öfkemi de hiçbir çiçeğe böceğe değişmem. o da benim bir parçam. içimin almadığı şeylere dair uyarı sinyalim, dikenli telim, ve hatta şu hayattaki en değerli yol göstericim. çünkü öyle bir şey ki meret, zaptedip bir yere tıksan bile hiç ummadık başka bir yerden pırtlıyor. niye içimizde kalsın? niye bizi zehirlesin? getirelim ortaya, cümle alem görsün en tehlikeli taraflarımızı. medeni olucaz diye mal olmanın hiçbir çekiciliği yok. deneyim dediğin ille de sevgiyle, muhabbetle olacak diye bir kural da yok. gerçek olalım, sınırlarımızı gösterelim, öfke ve intikam da tüm diğer duygular ve dürtüler kadar eşsiz deneyimler sunuyor.

benim gibi hissedenlerin izlerken bir bardak soğuk su içmişçesine mest olacağı arjantin yapımı wild tales, 6 adet kısa filmden oluşuyor. her bir hikaye, gündelik hayatta hepimizin başına gelebilecek sinir stres anlarında çok çok azımızın hayata geçirebileceği tepkilere yoğunlaşıyor. bu hikayelerde öfke kesinlikte içte patlamıyor, tam tersine ya ince ince işlenerek ya da tamamen anlık kararlarla mükemmel birer intikama dönüşüyor. bazı hallerde 2 tarafın da başını yakıyor, bazılarında ise 2 tarafı birleştiren sihirli güç oluyor. daha fazla kopya vermiyorum, internet’te var, bulun izleyin. pişman olmayacaksınız.

kitap: dare to disappoint / bırak üzülsünler

aslında yukarıda bahsettiğim filmden bambaşka bir konuya değiniyor gibi görünmekle birlikte, bu iki eseri birlikte ele almamın bir sebebi var. özge samancı’nın mükemmel kitabı ‘bırak üzülsünler’ 70’li yıllarda doğmuş bir kız çocuğunun istediği şeyi olmakla beklentileri karşılamak arasında geçen ilkgençlik yıllarını anlatıyor. tabi konu sadece bu sıkışmışlık değil. türkiye’nin türlü türlü politik halleri, aile bireylerinin üstlendiği roller ve beklentiler, eğitim sisteminin sakatlıkları, gündelik hayatın minik detayları bir çocuğun gözünden çok güzel veriliyor. ben 80 doğumluyum, 3 eksik 5 fazla bizim jenerasyonun hikayesi bu. birçok yerde kendimi bulmakla birlikte, ailemin benden eğitim ve başarılı olmak adına beklentisiz olmasının ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark ettim okurken. sanırım ailem onları üzmeme izin vermiş. git istediğini ol, istediğini yap demiş. yeter ki kendi ayaklarının üzerinde dur ve yaptıklarının sonuçlarıyla yaşayabilecek kadar güçlü ol.

sevdiklerinizi üzmemek, hayalkırıklığına uğratmamak adına içinizdekileri sizin bile bulamayacağınız bir yerlere gömdüğünüzden şüpheleniyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun. geç kalmak diye bir şey yok. kendimiz olmanın tam zamanı her zaman.

1 film 1 kitap” için 4 yorum

  1. Daha birkaç saat evvel tesadüfen Özge Samancı’nın kitabı hakkında bir yazıya denk geldim, kitabı aradım internette, fiyatını görünce almayı erteledim… Şimdi siz de yazınca, okuma isteğim arttı:)

    1. fiyatına hiç bakmamışım. bir arkadaşımdan ödünç alıp okudum. belki sizin de ödünç alabileceğiniz birileri çıkar =)

  2. Ödevlerimi yaptım ve buraya geldim.”Dare to disappoint”i zaten okumuştum. İstisnasızçok güzel. Benzer şeyler yaşamışız. Filmi de bugün izledi. Favorim uçaklı olan ve araba cezası kesilen. Bu öfkeler de az değil ama niyeyse bunların öfkesini kendimce haklı buldum. Hele o yolda iki sürücünün öfkesini delirerek izledim.Kitap film tavsiyelerine devam bacım.

    1. 2 sürücünün hikayesinde ben kahkahalar attım yaa! nedense erkeklere has bir durum gibi geldi bana. iki kadını o senaryoda hayal edemedim. bizim intikamlar daha çok gelinli hikaye gibi 😉

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir